CENDERE (Hikâye)

Jan 10, 2015 by

CENDERE (Hikâye) İstanbul’daki bir şirketin kültürel faaliyetleriyle ilgili bir bölümünde memur olarak çalışıyordu. Orta boydan biraz uzun ve hafif topluca idi. Saçlarını, kulaklarının üzerine düşmeyecek şekilde kısa kestirmeyi, favorilerini normal uzunlukta bırakmayı severdi. Sakaldan pek hoşlanmazdı. Bazen yüzünün dinlenmesi için kısa süreli sakal bıraktığı olurdu ama bunu genellikle yıllık izin zamanına denk getirirdi. Onun dışında her gün tıraşlı gezmeyi prensip haline getirmişti. Eşi de onu böyle seviyordu. Sakal erkeği çok yaşlı gösteriyormuş. Üzerindeki ağaçların peyderpey kesilmesiyle orman içerisinde gizlice açılmış tarlalar gibi gittikçe kelleşen başı ve yarıyı geçmiş yaşıyla zaten olduğundan daha büyük gösteriyormuş; birde sakal bırakırsa hepten ihtiyar olacakmış… Evet,  hanımı böyle diyordu. Aslında kılıbık birisi değildi. Birkaç yaş büyük görünse ne fark ederdi sanki? Eşi böyle istiyor diye her gün yüzünü kazıması mı gerekliydi? Nasıl olsa çalıştığı şirkette sakal bırakmayı yasaklayan bir...

Oku

Denizin Çocuğu Ejder (Şiir)

Jan 10, 2015 by

  DENİZİN ÇOCUĞU EJDER (Şiir)   BİRİNCİ BENT: İNCE SESLİ GİRİŞ İçimdedir; denizin en derini benim içerimdedir. Gizemli yitik gemiler, dibi delik yelkenliler, denizin dibindedir. İKİNCİ BENT: BETİMLEMEYE GİRİŞ Ey deniz! Büyük deniz! Derin deniz! Tek deniz! Genç denizcilerin görmeyen gözüyle sen; denizin en derini. Kimi bilmez yerini; neyi gizlediğini, niçin beslediğini ejderin enderini. ÜÇÜNCÜ BENT: BETİMLEME BÖLÜMÜ Ey deniz! Ben seni biliyorum! Ciğerimi tertemiz, süt diye emzirdiğin; gece gündüz demeden, üşenip erinmeden, bir günde binler kere bedenimle besleyip, nefesimle büyüttüğün; dizlerimin üzerinde hevesle yürüttüğün bebeği görüyorum! DÖRDÜNCÜ BENT: GELİŞME BÖLÜMÜ Ejder, güler yüzlü bir bebektir, gelişen kelebektir. Seyredip imrenmemek, o sevinsin diye hep çalışıp didinmemek, hiç mümkün mü bu bebeğin her nazına yelmemek?: Sevimli yüzü aydan aydınlık, yüreğimi hoplatır gözündeki baygınlık. Beslenip büyümekte her yöne yürümektedir. Oyuncaklarını da artık peşinden sürümektedir. BEŞİNCİ BENT:...

Oku

İSLÂM-TÜRK ANSİKLOPEDİSİ

Jan 10, 2015 by

İSLÂM-TÜRK ANSİKLOPEDİSİ İstanbul’da 1940-1948 yılları arasında çıkan, ancak “A” maddeleri tamamlanmadan yayımı duran ansiklopedi. Eşref Edip (Fergan), İsmail Hakkı İzmirli, Kâmil Miras ve Ömer Rıza Doğrul’dan oluşan bir yazı heyetinin idaresi altında Âsâr-ı İlmiyye Kütüphanesi’nin yayını olarak neşre başlamıştır. “Muhîtü’l-maârîfi’l-İslâmiyyeti’t-Türkiyye” alt başlığı ve “Türk-İslâm mütehassıs âlimlerden mürekkep bir heyet tarafından telif olunmuştur” kaydıyla yayımlanan ansiklopedinin ilk forması 25 Teşrînievvel 1940 tarihini taşır. On altışar sayfalık formalar halinde İslâm-Türk Ansiklopedisi Mecmuası’nın içinde dergiyle beraber çıkan ansiklopedinin elli formada tamamlanan 798 sayfa hacmindeki ilk cildinde (1941), sona ilâve edilen yirmi dört madde ile beraber “” ile (uzun A) başlayan bütün maddeler tamamlanmıştır. Cildin sonunda yer alan fihristte çeşitli ilim dallarına ait toplam 513 madde ismi yazar adlarıyla beraber yer alır. 74. formada 384 sayfa olarak yarım kalan II. cilt ise normal “A” ile başlayan 370 maddeyi...

Oku

ANSİKLOPEDİ

Jan 10, 2015 by

ANSİKLOPEDİ Çeşitli alanlarda bilgi edinme ihtiyacına özlü şekilde cevap veren bir müracaat eseri türü. Ansiklopediler hazırlandıkları devirlerdeki ilim, kültür, sanat ve teknik gibi çeşitli dalların tamamı veya belli bir bölümüyle ilgili şahıs, eser, coğrafî bölge ve müesseselerin tanıtımı veya kelime, kavram, olay ve konuların izahı gibi her türden bilgiye belli bir sistem içinde yer verirler. Alfabetik veya sistematik düzenlemeleriyle farklı konulara ait bilgileri kısa zamanda bulmaya yarayan ve konular arasındaki bağıntıları da belirten ansiklopediler özellikle günümüzde, çok defa birden fazla ilim adamının sistemli ve uzun süren çalışmaları sonucunda ortaya çıkan hacimli ve kuşatıcı mahiyetteki büyük eserlerdir. Latince encyclopaedia kelimesi Yunanca enkyklios paideiadan gelmekte olup “bilgi dairesi, bilgi çemberi, genel eğitim ve öğretim” gibi bir anlam taşımaktadır (en- “-de” kyklios “daire”, paideia “bilgi”). Bu kelime, eski Yunan ve Roma’da herkesin hayata atılmadan önce öğrenmesi gereken...

Oku

VEFALI DOST (Şiir)

Jan 9, 2015 by

                    VEFALI DOST   Hazanda hüznümü yalnız bırakıp bir gün de ben ona hasret kalaydım! Sıla sensiz, ben hasretsiz; ağıtlarım sözsüz, sessiz olaydı! Keşke bir gün mutluluktan ben de bir pay alaydım! N’olaydı, bir an olsun yalnızlığı kovaydım! Ne vefalı bir dost imiş ayrılık…   Ayhan...

Oku