İSLÂM-TÜRK ANSİKLOPEDİSİ

Jan 10, 2015 by

İSLÂM-TÜRK ANSİKLOPEDİSİ İstanbul’da 1940-1948 yılları arasında çıkan, ancak “A” maddeleri tamamlanmadan yayımı duran ansiklopedi. Eşref Edip (Fergan), İsmail Hakkı İzmirli, Kâmil Miras ve Ömer Rıza Doğrul’dan oluşan bir yazı heyetinin idaresi altında Âsâr-ı İlmiyye Kütüphanesi’nin yayını olarak neşre başlamıştır. “Muhîtü’l-maârîfi’l-İslâmiyyeti’t-Türkiyye” alt başlığı ve “Türk-İslâm mütehassıs âlimlerden mürekkep bir heyet tarafından telif olunmuştur” kaydıyla yayımlanan ansiklopedinin ilk forması 25 Teşrînievvel 1940 tarihini taşır. On altışar sayfalık formalar halinde İslâm-Türk Ansiklopedisi Mecmuası’nın içinde dergiyle beraber çıkan ansiklopedinin elli formada tamamlanan 798 sayfa hacmindeki ilk cildinde (1941), sona ilâve edilen yirmi dört madde ile beraber “” ile (uzun A) başlayan bütün maddeler tamamlanmıştır. Cildin sonunda yer alan fihristte çeşitli ilim dallarına ait toplam 513 madde ismi yazar adlarıyla beraber yer alır. 74. formada 384 sayfa olarak yarım kalan II. cilt ise normal “A” ile başlayan 370 maddeyi...

Oku

ANSİKLOPEDİ

Jan 10, 2015 by

ANSİKLOPEDİ Çeşitli alanlarda bilgi edinme ihtiyacına özlü şekilde cevap veren bir müracaat eseri türü. Ansiklopediler hazırlandıkları devirlerdeki ilim, kültür, sanat ve teknik gibi çeşitli dalların tamamı veya belli bir bölümüyle ilgili şahıs, eser, coğrafî bölge ve müesseselerin tanıtımı veya kelime, kavram, olay ve konuların izahı gibi her türden bilgiye belli bir sistem içinde yer verirler. Alfabetik veya sistematik düzenlemeleriyle farklı konulara ait bilgileri kısa zamanda bulmaya yarayan ve konular arasındaki bağıntıları da belirten ansiklopediler özellikle günümüzde, çok defa birden fazla ilim adamının sistemli ve uzun süren çalışmaları sonucunda ortaya çıkan hacimli ve kuşatıcı mahiyetteki büyük eserlerdir. Latince encyclopaedia kelimesi Yunanca enkyklios paideiadan gelmekte olup “bilgi dairesi, bilgi çemberi, genel eğitim ve öğretim” gibi bir anlam taşımaktadır (en- “-de” kyklios “daire”, paideia “bilgi”). Bu kelime, eski Yunan ve Roma’da herkesin hayata atılmadan önce öğrenmesi gereken...

Oku

İnsan kaynakları bağlamında kütüphanecilik eğitimi ve isimlendirme sorunları...

Jun 12, 2014 by

YÖK Başkanlığı’nın “2023’e Doğru  Türkiye’de Üniversite Kütüphaneleri: Mevcut Durum, Sorunlar, Çözüm Yolları, Standartlar Toplantısı”nın Taslak Raporu’nun “2.2. İnsan Kaynakları” bölümüne yazdığım yorum: Üniversite kütüphaneleri açısından “İnsan Kaynakları” konusu, doğal ve zorunlu olarak bu kütüphanelerde çalışacak personelin eğitimi meselesini de gündeme getirmektedir.  Çünkü üniversite kütüphanelerinin insan kaynakları ile ilgili sorunlarının önemli bir kısmı  da kütüphanecilik eğitimindeki bazı problemlerden kaynaklanmaktadır. Kütüphanecilik eğitimindeki temel problemler ise, kanaatimizce, bu alanın tanımlanması ve isimlendirilmesiyle ilgili kavram karmaşasıyla doğrudan ilişkilidir. Malum olduğu üzere tarih boyunca “bilgi taşıyıcı” nesnelerin en bilineni ve bugün dahi hem sayıca en fazla,  hem de fonksiyon açısından en yaygın olanı “kitap”tır.  Gerek tarih boyunca üretilmiş “kitap” türü yazılı veya basılı bilgi taşıyıcıların çokluğu, gerekse bugün dahi neşriyatın ağırlığının hala “kitap” türünde bulunması göz önüne getirilirse “kütüphane” veya “kütüphanecilik” gibi gelenekselleşmiş isimlendirmelerin hala önemli bir yere sahip olduğu sonucuna...

Oku

HAYAT, ÖLÜM VE İDAM CEZASI

Jun 19, 2013 by

HAYAT, ÖLÜM VE İDAM CEZASI  (KAVRAMLAR, TARTIŞMALAR, DÜŞÜNCELER) Ayhan AYKUT – Makale       “Hayat”ı anlamak İdam cezası konusunda bir şeyler söylemek için bence, “hayat”ı ve “ölüm”ü iyi anlamak gerekiyor. Öncelikle de hayatı iyi anlamak lazım. Hayatı anlarsak eğer, ölümü de, idam cezasını da anlamak daha kolay olacak sanırım. “Hayat” kelimesi için sözlüklere bakıldığında; genel olarak “canlı, canlılık, sağ olma durumu”, aynı zamanda “yaşam” anlamlarını görürüz. Ancak daha birçok anlamları da var “hayat”ın: Mesela “köy hayatı” ve “gece hayatı” örneklerinde olduğu gibi “hayat biçimi ve yaşantı” anlamına gelebiliyor. Ayrıca “denizcilik hayatı” örneğinde olduğu gibi “meslek” anlamında veya “Hayatımı yazılarımla kazanırım” örneğinde olduğu gibi “geçim şartlarının bütünü” anlamında da kullanılabiliyor. “Bu köyde hiç hayat yok” ifadesinde ise “canlılığı gösteren hareket, kaynaşma” yerine geçtiği görülüyor. “Hayat onları bir türlü birleştirmedi” dendiği zaman ”yazgı, kader” anlamında;...

Oku