YETİM (Şiir)

Aug 15, 2015 by

                      YETİM Bir yetim kendi başını okşadı yine, Ümit yiyordu bir çocuk, ekmek yerine… Sonra kirpiklerini çırptı mavi gökyüzüne… Gördüm! Böyle oldu… Böyle de oluyor… Olmasın! Ayhan AYKUT   Bu şiir 2015 yılında “Dil ve Edebiyat” dergisinde yayımlanmıştır. Ayhan Aykut, “Yetim” [Şiir], Dil ve Edebiyat Dergisi, İstanbul: Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği, Eylül 2015, S.81, s.13....

Oku

Çöle Kaçış / Külliye Dergi...

May 12, 2015 by

Türk-İslâm tarih ve medeniyeti boyunca her zaman büyük bir ilim ve sanat merkezi olma özelliğini koruyan Amasya, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu’nda olduğu gibi genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda da önemli katkılarda bulunmuş bir şehrimiz. Kuruluş tarihi bundan 8.000 yıl kadar geriye götürülebilen ve M.Ö. 5000 yıllarından beri çeşitli medeniyetlerin beşiği olan Amasya, bu özelliğini devam ettirme yolunda önemli adımlar atıyor. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Amasya Şubesi tarafından yayımlanan KÜLLİYE Dergisi, Mayıs 2015 tarihli 2. sayısını çıkardı. Hayırlı olmasını diliyorum. Bu son sayıda “Çöle Kaçış” isimli bir şiirime de yer vermişler.    ...

Oku

“BAL” gibi paralel

Feb 4, 2014 by

AK Parti’den istifa eden Bağımsız Milletvekili İdris Bal, geçtiğimiz gün TBMM’de bir basın toplantısı düzenlemiş ve “Siyaset din, iman, mezhep değildir ki. Senin partinden ayrılan kâfir olmuyor, cehenneme gitmiyor” demiş. Yaptığı yanlışı vicdanına kabul ettirmek için hâlâ çabalıyor sanırım. Kanaatimce; “Ben yanlış yapmadım, sonuçta bir partiden istifa ettim, dinden de dönmedim ya! Hem siyaset; din, iman ve mezhep değildir ki! Partiden ayrılınca kâfir de olmuyorum sonunda.” gibi içsel bir hesaplaşma yaşıyor, İdris Bal. İnsan nefsi böyle işte… Yaptığı şeyin doğru olduğunu hem vicdanına hem de diğer insanlara kabul ettirmek için akla gelmedik numaralar yapar. Sanki siyasetin bir din, iman veya mezhep olduğunu iddia eden olmuştu da… Yahut AK Parti’den ayrılanların dinden çıktığını söyleyenler varmış gibi… İçiniz rahat etsin Sayın Bal! Parti’den ayrıldım diye vicdani bir hesaplaşmaya girmenize hiç gerek yok! Sonuçta dinden, imandan çıkmıyorsunuz! Fakat araya bir de mezhep...

Oku

Hüseyin Gülerce’nin yazısı ve sorular...

Dec 17, 2013 by

Zaman Gazetesi’nin 13 Aralık 2013 tarihli sayısında yer alan “Bir başka açıdan hükümet-hizmet…” başlıklı yazısında Hüseyin Gülerce şunları söylüyor: “Küreselleşen bir dünya var. Vakıa bu. Zararları, tesirleri ile bir vakıa. Böyle bir dünyada, içine kapanmayı seçeni hâkim güçler tecrit eder, mengeneye koyar. Onlara biat edemeyiz, onların istediği kalıba giremeyiz, ama onlara rağmen de ayakta kalamayız. Bir zaruretten söz ediyorum.” Gülerce şöyle devam ediyor: “Güç odaklarının nasırına basmadan, ilkelerden taviz vermeden, güvensizlik aşılamadan, yanlış anlaşılmadan, kırk tane testten geçsek bile duruşumuzu bozmadan, onurumuzu da zedelemeden yürümeliyiz…” Gülerce’nin bu açıklamalarından sonra şu sorular aklıma geldi: * Bu “hakim güçler” kimlerdir? * “Onlara rağmen ayakta kalamayız” ne demektir? * Bu görüşler Gülerce’nin görüşleri midir? Yoksa Hocaefendi’nin siyaseti de böyle midir? Yani Hocaefendi veya Hizmet hareketi , Gülerce’nin dediği gibi güç odaklarının nasırına basmadan vaziyeti idare etmeye mi çalışmaktadırlar?...

Oku

Yine de sövmemek lâzım!

Dec 13, 2013 by

TBMM Genel Kurulu’nda CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce ile AK Parti Tokat Milletvekili Zeyid Aslan birbirleriyle küfürleşmişler. Bu çirkin sözler Meclis tutanaklarına da geçmiş… Tutanağı okudum. Muharrem İnce’nin, konuşması bittikten sonra yerine geçerken tartıştığı Zeyid Aslan’ı bilinçli bir şekilde tahrik ettiği, “Ne yaparsın? Küfür mü edersin?”, “Eder misin?” ve “Et bakalım da görelim” gibi sözlerinden açıkça anlaşılıyor. Hatta bununla da kalmayıp önce kendisi Zeyid Aslan’a küfrediyor. O da ona… İlk kimin sövdüğü veya kimin haksız olduğu üzerinde fazlaca durmaya gerek yok. İkisine de yakışmadı. Çünkü küfretmek veya sövmek çok çirkin ve hiç kimsenin tasvip etmeyeceği bir davranış… Ayrıca, dinî, ahlakî veya insanî, hangi açıdan bakılırsa bakılsın hoş görülecek bir şey değil. Hem kanunen de suç… Bu yüzden haklı veya haksız hangi sebeple olursa olsun insanları rencide edecek sözlerden kaçınmak gerekiyor. Hepimiz sözlerimizi özenle seçmeli,...

Oku

Dershaneler, Fatih ve Derviş

Nov 30, 2013 by

Kültür ve medeniyetimizde kıssaların yeri ve önemi büyüktür. Öyle ki, Anadolu insanının irfanının kıssalarla yoğrulduğu söylenebilir. Bu sebeple gündemdeki olayları takip ederek konu hakkında kendi kanaatlerini oluşturmaya çalışan halkımızın algılarının şekillenmesinde kıssaların tesiri çoktur. Dershane tartışmalarının doludizgin sürüp gittiği şu günlerde çoğumuzun bildiğini sandığım şu iki kıssayı okuyucularımla paylaşmak istiyorum: Birincisi şöyle:  Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’u fethetmiş; ordusunun başında şehre girerken dervişin biri önüne çıkarak atının yularına yapışmış ve“Padişahım! Unutma sakın! İstanbul’u biz dervişlerin sayesinde fethettin!” demiş. Bunun üzerine hafifçe gülümseyen Fatih elini kılıcına atıp yarıya kadar sıyırmış ve dervişe şu cevabı vermiş: “Baka derviş! Doğru söylersin ama şu kılıcın hakkını da unutma!” İkinci kıssa da yine Fatih Sultan Mehmet Han ile ilgili: Fatih bir gün saraydan çıkıp atına bineceği sırada bir kalender elindeki keşkülü uzatıp ondan para istemiş. Padişah da kendisine bir altın vermiş....

Oku

Sevde hanım Şafak Pavey’e “Sen Ördeksin” mi dedi?...

Nov 4, 2013 by

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, köyün birinde “Ördek” lakaplı biri yaşarmış. Bu zat lakabından hiç hoşlanmaz, kendisine “Ördek” diyenlerle kavga edermiş… Fıkrayı hatırladınız değil mi? Fazla uzatmayacağım… Bu zat bir gün arkadaşlarından birisiyle dereden tepeden muhabbet ederken sohbet edecek konular bitmiş. Bir zaman sessizlikten sonra arkadaşı; “Yahu, hava da bozdu” demiş. Bizimki bir anda sinirlenmiş, öfkeyle bağırarak “Sen bana ördek dedin!” demiş. Arkadaşı şaşkın sormuş: “Ben sana ördek mi dedim?” “Evet” demiş bizimki ve başlamış saydırmaya: “Sen bana havanın bozuk olduğunu söylemedin mi? Hava bozuk olunca yağmur yağmaz mı? Yağmur yağınca her taraf gölet olmaz mı? O göletlerde ördekler yüzmez mi? Sen bana ördek dedin işte!” Bu fıkradan sonra bir de şu olayı aktarmak istiyorum: Sevde Bayazıt hanımefendi Meclis’e başörtüsüyle girme kararını bir televizyon kanalına şöyle açıklıyor :  “Hacca gidince tertemiz oluyorsunuz, yeniden...

Oku

S. Sıvama Sanatı : Kadim bir sanatsal faaliyet alanı için yeni bir adlandırma teklifi ve örnekleriyle açıklanması...

Oct 5, 2013 by

Siyasette Sıvama Sanatı(1) ciddiyetle üzerinde durulması gereken son derece önemli bir konudur. Çünkü bu sanat tüm dünyada büyük bir hızla gelişmekte, modern Batı ülkelerinin ileri gelen siyasetçileri başta olmak üzere uluslararası siyasi kurumlar ve kuruluşlar tarafından bu sanata önemli katkılar sağlanmaktadır. Ülkemizde de S. Sıvama Sanatı alanındaki çalışmalar büyük bir hızla gelişmekte, birbirinden güzel ve çok sayıda orijinal eserler meydana getirilmektedir. Ortaya konulan sanat eserlerinin çokluğuna rağmen dilimizde bu sanatın tanımı, tarifi, sınıflandırılması, felsefesi ve tarihi konularında yazılı bir çalışma maalesef yoktur. Bu alanda yapılmış çalışmaların ilki olması sebebiyle bazı eksik ve yanlışlarının olabileceğini düşündüğüm bu yazımın, en azından konuya dikkat çekmek ve yapılacak yeni çalışmalara ışık tutmak açısından yararlı olacağını düşünüyorum. Çok genel bir anlatımla sıvama; yapı, araç ve gereç gibi her türlü nesnenin dayanıklılığını arttırmak, onu zararlı dış etkenlere karşı korumak, düzgün olmayan...

Oku

Gezi, Platform ve Gripin’in şarkısı!...

Jun 24, 2013 by

Taksim Dayanışması Platformu, hükümet tarafından bir an önce yerine getirilmesi için bazı taleplerde bulunmuş. Neler mi istemişler? Neler istememişler ki: Gezi Parkı, park olarak kalmalıymış. Taksim Gezi Parkı’nda Topçu Kışlası adı altında ya da başka herhangi bir şekilde yapılaşma olmamalıymış. Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılmasına ilişkin girişimler durdurulmalıymış. Başta İstanbul, Ankara, Hatay Valileri ve Emniyet Müdürleri olmak üzere tüm sorumlular görevden alınmalıymış. Gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanılması yasaklanmalıymış. Direnişe katıldığı için gözaltına alınan yurttaşlarımız derhal serbest bırakılmalı, haklarında hiçbir soruşturma açılmayacağına ilişkin açıklama yapılmalıymış. 1 Mayıs alanı olan Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Türkiye’deki tüm meydanlarımızda, kamusal alanlarımızda toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmeliymiş. Son olarak ifade özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalıymış. Talepleri bunlarmış… Artık bunlara talep mi dersiniz, talimat mı dersiniz, onu bilmem ama böyle istiyorlarmış… Bunun yanı sıra; başta...

Oku

Kendinize “çapulcu” veya “ayyaş” demeyin!...

Jun 24, 2013 by

İyi niyetli çevre dostu kardeşlerim! Kendinize neden çapulcu diyorsunuz? Başkalarını bırakalım da siz kendinize neden “ayyaş” diyorsunuz? Dikkat ediniz! “Neden size çapulcu diyorlar?” veya “Size neden ayyaş diyorlar?” demiyorum. Biri size hak etmediğiniz halde “çapulcu” veya “ayyaş” derse eğer bu sizi bağlamaz! En fazla çıkar dersiniz ki: “Biz o dediğiniz gibi değiliz!”. Ayrıca size; “Siz çapulcu musunuz?” veya “Siz ayyaş mısınız?” diye de sormuyorum. Böyle bir soru soran olsa bile ona da; “Hayır, değiliz!” dersiniz olur biter. İyi niyetli bir çevre gönüllüsü olan veya Topçu Kışlası”nın yeniden yapılmasına itirazı olan siz kardeşlerime “Siz çapulcusunuz!” veya “Siz ayyaşsınız” hiç demiyorum. Diyemem… Fakat siz neden kendinize “çapulcu” veya “ayyaş” sıfatını lâyık görüyorsunuz? On günden fazladır Taksim’de bir kargaşadır sürüp gidiyor. Bu kargaşa ve kalabalık içerisinde elbette çapulcular ve ayyaşlar olabilir. Onlara söylenen sözleri siz neden sahiplenip “biz de çapulcuyuz” veya “biz de...

Oku