Denizin Çocuğu Ejder (Şiir)

Oca 10, 2015 by

Denizin Çocuğu Ejder (Şiir)

 

DENİZİN ÇOCUĞU EJDER (Şiir)

 

BİRİNCİ BENT: İNCE SESLİ GİRİŞ

İçimdedir;
denizin en derini
benim içerimdedir.
Gizemli yitik gemiler,
dibi delik yelkenliler,
denizin dibindedir.

İKİNCİ BENT: BETİMLEMEYE GİRİŞ

Ey deniz!
Büyük deniz!
Derin deniz!
Tek deniz!
Genç denizcilerin
görmeyen gözüyle sen;
denizin en derini.
Kimi bilmez yerini;
neyi gizlediğini,
niçin beslediğini
ejderin enderini.

ÜÇÜNCÜ BENT: BETİMLEME BÖLÜMÜ

Ey deniz!
Ben seni biliyorum!
Ciğerimi tertemiz,
süt diye emzirdiğin;
gece gündüz demeden,
üşenip erinmeden,
bir günde binler kere
bedenimle besleyip,
nefesimle büyüttüğün;
dizlerimin üzerinde
hevesle yürüttüğün
bebeği görüyorum!

DÖRDÜNCÜ BENT: GELİŞME BÖLÜMÜ

Ejder, güler yüzlü bir bebektir,
gelişen kelebektir.
Seyredip imrenmemek,
o sevinsin diye hep
çalışıp didinmemek,
hiç mümkün mü bu bebeğin
her nazına yelmemek?:
Sevimli yüzü aydan aydınlık,
yüreğimi hoplatır
gözündeki baygınlık.
Beslenip büyümekte
her yöne yürümektedir.
Oyuncaklarını da artık
peşinden sürümektedir.

BEŞİNCİ BENT: PSİKOLOJİK BÖLÜM
1.KISIM: EJDER BENİM NEYİMDİR?

Ejder benim canımdır.
Ben onu çok severim.
Yediğim yemeklerin hepsini onun için,
o zevk alsın diye yer,
üzerine kahvemi onun için içerim.
Ağzımın tadı odur,
gönlümün muradı o…
O olmazsa ben hiçim.
Giydiğim biçim biçim,
şekil şekil giysiler,
ejder sevinsin için.

BEŞİNCİ BENT: PSİKOLOJİK BÖLÜM
2.KISIM: İSTEKLER

O sevinsin!
Yeterki o sevinsin!
Bunun için ne yapsam?:
Komşularda olmayan
mobilyayı ben alsam;
boğazdaki yalımdan,
denizi seyre dalıp
sınırsız isteklerle
renkli hayaller kursam;
en güzel arabaya
sahip olup kurulsam;
alsam, alsam, hep alsam;
yesem ben hiç doymadan;
tonla içsem sızmadan;
gezsem, tozsam, eğlensem;
akşam beraber yatıp
sabah onunla kalksam…
Yine de yetersizdir.
Hepsi kifayetsizdir.
Ejder sakin, sessizdir.
Ejdere layık bir yer,
gönlümün baş köşesi.
Sevgimin hepsini ben
ona versem yeter mi?
Ejderin istekleri
hiç bir zaman biter mi?

BEŞİNCİ BENT: PSİKOLOJİK BÖLÜM
3.KISIM: METOTLAR:

İş ne kadar zorsa da,
ejder için çok kolay;
tereyağından kıl çekmek,
ejderin asıl işi;
olmazsa istediği,
beklediği gelmezse,
yine de olay yapmaz,
üstüne yatıverir,
evirir çevirir de
bir yolunu buluverir ejderim,
istediği sonuca
seni getiriverir;
ejder bunun yolunu
herkesten iyi bilir.

Ne güzel de istiyor
canı bir şey çekince.
Ne de güzel gülüyor
beni ikna edince.

ALTINCI BENT: SOSYAL SİYASAL BÖLÜM

Ejderin dostu ne çok:
Akraba ve ailemin
büyük küçük fertleri…
Kimi aç kimisi tok
komşular ondan yana,
– her ne ise dertleri –
ejderle mahalleli
sanki kırk yıllık dosttur.
Ejder olmuş şeyhleri,
altındaki de posttur.
Her meslekten adam var
ejderin yandaşları,
saymakla bitmek bilmez
onun arkadaşları:
Unvanlar kısım kısım;
psikolog Ahmet Bey,
medyacı Mehmet bile
can ciğer sarmaş dolaş,
doktor Osman onunla
geziyor plaj plaj,
tanıyan tanımayan
onunla birliktedir.

Çok hatırlı insanlarla
sohbet eder buluşur,
amir memur kim varsa
– muhtardan bakana dek –
sanki ona çalışır,
dış güçler zaten ondan
ejdere kim karışır.

Ben bile canım derim,
ne isterse veririm.

Bütün bunlara rağmen
ejdere yaranmak zor.
Şu küçücük dünyada
bu kadar dostu olmuş,
herkesle olmuş hısım…
Yedi yabancı sanki,
yalnız benimle hasım…

YEDİNCİ BENT: BÜYÜMÜŞ EJDER

Ejdere güç yetmiyor;
gelişti çok büyüdü.
Laf-söz dinletmesi zor.
Bana en çok ejderin
beni sevmemesi kor.

Çocuklar onu sever,
hanım ona özenir,
her biri ona benzer
dersin onun kopyası.
Herkes peşine düşmüş;
kızım bile ejderin
simasına dönüşmüş,
küçük oğlum hık demiş
sanki burnundan düşmüş.
Ahtapot gibi ejder,
her yanımı bürümüş,
damarımda kan olup
yüreğime yürümüş,
orda bir mekan bulmuş
denizin en derini…
Beslerken bebeğini,
şefkatli yorgan gibi
sarıp sarmalayınca,
suya giren her insan
girdabında dürülmüş.

SEKİZİNCİ BENT: OLAYLAR
1.KISIM: OLAYLARIN GİRİŞİ:

Ejder bana neler etti,
ben ondan neler çektim:
Çarşıya gidecektim,
ihtiyaç listesiyle.
Birden bire irkildim
gür sesiyle ejderin.
Uzanıp yaklaşarak,
hemen listeye baktı.
Derin derin düşündü.
Ellerim çok sıcaktı.
Gözünde şimşek çaktı.
Sevgilim bana o an
bambaşka güzel baktı.
Silkinmek istedim de,
onun nefesi ile eridim bitecektim,
kaybolup gidecektim,
ejder teşvik edince
bakın ben neler çektim:

SEKİZİNCİ BENT: OLAYLAR
2.KISIM: TENCERE OLAYI

Ayşelerin tenceresi
bizimkinden daha hoş.
“Ne yapalım?” deme sakın!
İçi boş olsa bile
terekte çok alımlı;
hem de zengin duruyor,
pratik kullanımlı…

Tencere;
pencerenin kafiyesi tencere.
Sana komik gibi gelse de,
en mühim meselenin penceresi tencere.
Ayna gibi parlayan dibine bakabilsen,
resmini göreceksin!:
Gülümseyen yüzüyle
ejderim göz kırpıyor.
Süslü gece lambası
başucunda yanıyor.
Fatmaların evinin
çift açılır penceresi
yanmayan perdesiyle
ne de güzel uyuyor.

Biz neden almayalım!
Bizim neyimiz eksik!
Onun kulağı tam da bizimkisi mi kesik?

SEKİZİNCİ BENT: OLAYLAR
3.KISIM: SÜS PÜS OLAYI

Süs püs deyip geçmeyip ciddiye almalısın!
Estetik çok önemli,
ahenk her şeyde lazım;
buna inanmalısın!
Biraz daha uyumlu alırsan kıyafeti,
biraz da göz ziyafeti,
bugün ihtiyaç bunlar,
senin için üstelik.
Bakımlı olman gerek.
Parfümeri ne demek çok iyi öğrenmeli,
kozmetik ürünleri doğru kullanmalısın!
Bu kültürü bilmeyen
modern insan olur mu?
Kredi kartın da var,
almadan durulur mu?

İmitasyon da olsa hanımın kolundaki
ne güzel bir bileklik.
Misafir odasında, fiskosun üzerine
koy küçük bir çiçeklik!
Bak nasıl değişecek, hem neşeleneceksin!
Sahte çiçeklerle donatılan salonda
gül bahçesindeymiş gibi pek zevkli gezeceksin!

Züccaciye durağı…
Süs püs medeniyetinin burdadır tapınağı.

Ejder bu tapınakta çok huzurla geziyor:
Mübarek beldelerde kendinden geçmiş gibi;
yorulmadan, bıkmadan sanki tavaf ediyor.
Eteğinden yapışıp kaybolmamak için ben
titreyerek gezerken,
kutsal emanetleri kırıp dökmemek için
çaba sarfediyordum,
Ejder seslendi birden;
-“Ben şunu istiyordum”.

SEKİZİNCİ BENT: OLAYLAR
4.KISIM: HİPERMARKET GEZMESİ

Hipermarket çok büyük.
Ejder beni yoruyor.

Ayakkabı reyonu, sıra sıra duruyor.
Ejder tekerlekli arabayla oynuyor.
Markalı malların hep
en popüler olanından
çifter çifter alıyor.
Asker parkası gibi biçimsiz urbaları
“bu seneki moda bu”
diyerek dolduruyor.
Evdeki gardırobu
küçük diye daha dün
yenilemiştik oysa.
Eve yine sığmayacak bu mallar.
Sandıklı kanepenin altı ta doldu taştı.
Bir çok hesap aklımda hızlı hızlı dolaştı.
Bir çek-yat daha alsam
dedim ama olmazdı.
Bu ev de küçük zaten
iki dolap sığar mı?
Çocuklar için bile oynayacak yer var mı?

DOKUZUNCU BENT: MÜCADELE KARARI

Ederin kıskaçları daraldıkça sıkıyor,
bunaldıkça kimi zaman
insan candan bıkıyor.

Ejder küçük bebekken
büyük pehlivan olmuş.
Bileği bükülür mü,
ciğeri sökülür mü,
ejderi kessen acep
damla kan dökülür mü?

O olmazsa ben huzura
kavuşurum sanırım.
Bu dünyada rahat yokmuş
o benimle oldukça.
Ejderden kurtulmanın
bir yolunu bulmalı.
Önce ona dost olup
yakından tanımalı.
Onu çok tanıdıkça
zaafı görülür mü?
Bir punduna düşürüp de
ejder öldürülür mü?

ONUNCU BENT: HATIRLAMA

Ejder benim neyimdi?

Ejder benim canımdı.
Damarımda kanımdı.
İçimdeki denizde
büyüyen bir yanımdı.
Beni yer, benden içer,
benle gezip, benle yürür, dururdu.
O bendim, ben o idim aslında;
yakışıklı resmimdi, uzun boyumdu,
temiz soyum, içimdeki doyumdu,
sanki altıncı duyum,
belki benim huyumdu.

Bendim ejder,
ejder benim kendimdi.

Kendimden kurtulmanın
bir yolu bulunur mu?
Kendini tanımadan
hiç mutlu olunur mu?

Ayhan AYKUT / Denizin Çocuğu Ejder [Şiirler].- İstanbul: Semerci Yayınları, 2014. s.13-31.

Related Posts

Share This