İnsan kaynakları bağlamında kütüphanecilik eğitimi ve isimlendirme sorunları

Haz 12, 2014 by

İnsan kaynakları bağlamında kütüphanecilik eğitimi ve isimlendirme sorunları

YÖK Başkanlığı’nın “2023’e Doğru  Türkiye’de Üniversite Kütüphaneleri: Mevcut Durum, Sorunlar, Çözüm Yolları, Standartlar Toplantısı”nın Taslak Raporu’nun “2.2. İnsan Kaynakları” bölümüne yazdığım yorum:

Üniversite kütüphaneleri açısından “İnsan Kaynakları” konusu, doğal ve zorunlu olarak bu kütüphanelerde çalışacak personelin eğitimi meselesini de gündeme getirmektedir.  Çünkü üniversite kütüphanelerinin insan kaynakları ile ilgili sorunlarının önemli bir kısmı  da kütüphanecilik eğitimindeki bazı problemlerden kaynaklanmaktadır.

Kütüphanecilik eğitimindeki temel problemler ise, kanaatimizce, bu alanın tanımlanması ve isimlendirilmesiyle ilgili kavram karmaşasıyla doğrudan ilişkilidir.

Malum olduğu üzere tarih boyunca “bilgi taşıyıcı” nesnelerin en bilineni ve bugün dahi hem sayıca en fazla,  hem de fonksiyon açısından en yaygın olanı “kitap”tır.  Gerek tarih boyunca üretilmiş “kitap” türü yazılı veya basılı bilgi taşıyıcıların çokluğu, gerekse bugün dahi neşriyatın ağırlığının hala “kitap” türünde bulunması göz önüne getirilirse “kütüphane” veya “kütüphanecilik” gibi gelenekselleşmiş isimlendirmelerin hala önemli bir yere sahip olduğu sonucuna varılabilir.

Ancak yeni bilgi taşıyıcıların ortaya çıkması ve teknolojinin gelişmesiyle meydana gelen değişiklikler sebebiyle kütüphanecilik alanında çok büyük değişiklikler yaşanmış, “kütüphane” veya “kütüphanecilik”  kavramları, bugün geldiğimiz noktada, artık kuşatıcılığını ve tanımlayıcılığını kaybetmiş durumdadır. Günümüzde kütüphanelere artık, sadece “Kütüphane” ismi verilmesi yeterli görülmemekte, daha çok “Kütüphane ve Dokümantasyon Merkezi” veya “Belge ve Bilgi Merkezi” gibi yeni bazı isimler tercih edilmektedir. Üniversitelerimizdeki kütüphanecilik bölümlerimize “Belge ve Bilgi Yönetimi” gibi yeni isimler verilmektedir.

Bilgi taşıyıcılarının yeni türlerinin ortaya çıkması ve bilişim alanındaki gelişmeler, kütüphanelerin sağlama, teknik hizmetler, depolama, koruma ve yararlandırma gibi bütün çalışmalarında da büyük değişiklikler meydana getirmiştir.

Bütün bunların sonucu olarak bu alanın yeniden tanımlanması; kütüphane, dokümantasyon, enformasyon, arşiv gibi benzer tüm kavramların yeniden değerlendirilmesi ve isimlendirilmesi gerekmektedir. Yahut bu alandaki karmaşanın giderilmesine ihtiyaç vardır.

Bu tanımlama ve isimlendirme problemlerinin çözümü, kütüphanecilik eğitiminin üniversitelerimizin hangi fakültelerin bünyesinde yer alması gerektiğinden başlayarak, bu alanlara seçilecek öğrencilerin hangi puan türünden sınava girmeleri gerektiği gibi birçok düzenlemeyi de beraberinde getirecektir. Bu durum aynı şekilde kütüphanecilik eğitiminin müfredatını da etkileyecektir. Bu eğitimi alanlara verilecek mesleki ve akademik unvanlar da yeniden ele alınmalıdır.

Bu konu her ne kadar, YÖK’ün bu toplantısı ve raporuyla doğrudan ilişkili görülmese de bu toplantıda ve raporda hiç olmazsa konunun önemine değinilmeli; kütüphanecilik alanıyla ilgili bu isimlendirme, kavram ve tanımlama sorunlarından ve kargaşasından ciddiyetle bahsedilmeli; bir bilim dalı, bir meslek, bir mekan/kurum ve bu kurumda çalışan personelin unvanları açısından açıklayıcı isimler geliştirilmesinin gerekliliğine işaret edilmelidir.

Ayrıca kütüphanecilik meslek liseleri ve 2 yıllık meslek yüksek okullarına duyulan ihtiyaçtan bahsedilmeli; meslek lisesi, yüksek okul, lisans ve lisansüstü kütüphanecilik eğitimin, yeniden tanımlanacak ve isimlendirilecek bu alanın ihtiyaçları da dikkate alınarak yeniden ve bir bütün olarak ele alınıp koordine edilmesi gerektiğine değinilmelidir.

Kütüphanecilikle ilgili meslek lisesi mezunlarına, 2 yıllık yüksek okul mezunlarına, üniversite mezunlarına ve lisansüstü akademik çalışma yapanlara verilecek mesleki ve akademik unvanların yeniden belirlenmesinin; bunların görev, yetki ve sorumluluklarının neler olabileceği ve kütüphanelerde hangi pozisyonlarda istihdam edilebileceklerinin düşünülüp tartışılmasının öneminden bahsedilmelidir.

Bu bütüncül ve koordineli yaklaşımla yapılacak düzenlemeler bağlamında kütüphanecilik eğitiminde uygulamanın önemine vurgu yapılmalı özellikle meslek lisesi ve yüksek okullar düzeyindeki kütüphanecilik eğitiminin gerçek bir kütüphane ile iç içe yürütülmesi gerektiğine işaret edilmelidir.

Kütüphanecilik bilimine yönelik lisans ve lisansüstü akademik eğitimin, kütüphanecilik meslek eğitiminden ayrıldığı noktalar, yani meslek eğitimi ile bilimsel çalışmaların sınırları belirlenmeli, üniversite ve yüksek lisans eğitimi görenlerin kütüphanelerdeki rutin mesleki faaliyetleri yapacak ara meslek elemanları pozisyonundan çıkarılmalarının lüzumuna değinilmelidir.

Kütüphanecilik alanındaki bu tanım, kavram ve isimlendirme karmaşasının çözümü ve kütüphanecilik eğitiminin bir bütün olarak yeniden düzenlenmesi konusunun ayrıca ve geniş bir şekilde ele alınması gerektiğine vurgu yapılmalıdır.