Kurallar Bizi Sıkıyor mu? (Deneme)

May 9, 2015 by

Kurallar Bizi Sıkıyor mu? (Deneme)

Hepimiz insanız! Bu ülkede yaşayanı-yaşamayanı, yerlisi-yabancısı, çekik gözlüsü, kıvırcık saçlısı, siyah derilisi… Hepimiz insanız!

İnsan olarak hepimiz ilgi çekmekten, kabul görmekten, iltifat almaktan hoşlanırız. Hepimiz kendimizi beğenir, bizim sözlerimizin ve yaptıklarımızın daha doğru olduğunu düşünürüz. Arkadaşlarımız arasında dikkat çekmek, öne çıkmak ve dahası beğenilmek isteriz.

Herkes bulunduğu ortamda kendisinin fark edilmesini ister. Üç beş kişinin oturduğu bir mekâna girdiklerinde hoş karşılanmak onları mutlu eder; ilgilenilmediğinde ise huzursuz olurlar. Herkes dostlarının veya aile fertlerinin de girdikleri sosyal çevrelerde saygın olmalarını, itibar görmelerini arzu eder.

İşçisi de, köylüsü de, memuru da, emeklisi de, serbest meslek sahibi de, iş adamı da, öğretim üyesi de, polisi de, askeri de… Evet, bunların hepsi de insandırlar ve hepsi övülmekten hoşlanır, yerilmekten rahatsız olurlar.

Hepimiz insanız ve hepimiz şefkate, sevmeye ve sevilmeye ihtiyaç duyarız. Hepimiz, annemizin bizimle ilgilenmesinden mutluluk duyar, yaptığımız işlerde başarılı olmak için çabalarız.

Hepimiz kazanmayı sever, para kazanmak, daha iyi yaşamak isteriz. Hepimiz insanız ve hepimiz iyi şeyler yapmak, iyi şeyler görmek isteriz. İyi şeyler yemek-içmek, konforlu evlere ve arabalara sahip olmak isteriz. Yeni aldığımız eşyaları dostlarımıza göstermekten hoşlanır, kıyafetimizin bize çok yakıştığını duymak isteriz.

Yardımlaşmaktan hepimiz mutlu olur, dürüstlüğü hepimiz doğru buluruz.  Adaletin önemini bilmeyenimiz yoktur ve hakkının zayi olmasına itiraz etmeyen de olmaz. Hepimiz haktan, hukuktan ve huzurdan yana oluruz.

Hepimiz insanız! İnsan olmamızın gereği ve doğal olarak hepimiz aynı veya benzer etkenlerin tesiriyle çoğunlukla aynı veya benzer tepkilerde bulunuruz.

Bütün bu benzerliklerimize rağmen farklılıklarımız da vardır, şüphesiz… Hiçbir insanın parmak izi bir diğerininkiyle aynı değildir, meselâ… Aynı anne-babanın iki çocuğundan biri de diğerinden farklıdır birçok açıdan… Tek yumurta ikizleri bile birbirlerinden oldukça farklıdırlar aslında.

Evet, hepimiz insanız! Fakat birçok konuda farklı düşünür, farklı işler yapar ve farklı hayatlar yaşarız. Birimizin “doğru” dediğine diğerimizin “yanlış” dediği de çok olur.

Peki, hepimiz insan olduğumuza ve benzer durumlarda benzer tepkiler gösterdiğimize göre bazılarımızın “doğru” dediğine neden diğer bazılarımız “yanlış” diyorlar? Hepimizin aynı şeylere “doğru” veya hep birlikte aynı şeylere “yanlış” dememiz mümkün müdür? Dünyamızdaki bu kadar problem neden kaynaklanıyor? Problemlerin, aslında bu farklılıklarımızdan kaynaklandığını; bu farklılıkları asgariye indirdiğimiz zaman problemlerin de azalacağını ileri sürebilir miyiz?

Sanırım, hepimizin aynı şeylere “doğru” veya hep birlikte aynı şeylere “yanlış” diyebilmemiz için, öncelikle, elimizde tek bir “doğru-yanlış cetveli” bulunmalıdır ve bu cetvelin doğruluğu konusunda herkes anlaşmış olmalıdır. Bence mantık bunu gerektiriyor. Çünkü ellerindeki doğru-yanlış cetvelleri farklı olan insanların, doğru veya yanlış dedikleri şeyler de şüphesiz farklı olacaktır. Aynı şekilde, eğer cetveller farklı ise elbette ki ölçümler ve ölçülene verilen değerler de farklı olacaktır.

Bu durum bizi, herkesin üzerinde anlaşacağı tek ve mükemmel bir doğru-yanlış cetveli aramaya sevk ediyor. O zaman şu soruya cevap aramak durumundayız: Herkesin ittifakla kabul ettiği ve herkes tarafından samimiyetle savunulabilecek; insan hayatının bütün cepheleriyle ilgili her türlü iş, eylem, oluş ve düşünüşleri içine alabilen, dokusu düzgün, büyük bir değerler bütünü yani mükemmel bir “doğru-yanlış cetveli” var mıdır? Böyle bir “doğru-yanlış cetveli” ortada olsa bile insan olarak bizler, bu tek cetvele tabi olabilir miyiz? Herkes bu cetvele tabi olmaya razı olsa dahi onu hayata geçirmek konusunda başarılı olabilir miyiz? Dünyamızdaki problemleri böylece çözebilir miyiz?

Dünyamızdaki sorunlara bakıldığında; bu sorunların, ayrı ırklardan, boylardan, soylardan, coğrafyalardan, milletlerden veya memleketlerden insanların kendi gurupları için en doğru kabul ettikleri değerler bütününe sahip çıkmalarından ve kendi değerlerinin diğer gurupların değerlerinden daha ileri ve daha doğru bir cetvel oluşturduğunu iddia etmelerinden kaynaklandığını düşünebiliriz. Kavgaların, çatışmaların veya problemlerin her gurubun kendi değerlerini diğerlerine dayatmak istemesinden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Ancak bu doğru mudur? Sorunlar, “benim kural kitabım seninkinden daha doğrudur” tartışmasından mı kaynaklanmaktadır? İnsanların farklılıkları mıdır, problem olan? Yoksa insanların tamamına yakını, aslında aynı veya benzer tavır mı göstermektedirler, bu konuda?

Bütün doğru-yanlış cetvelleri aslında insanlar içindir ve aslında genel olarak herkesin kabul ettiği, kendince yeterli bir doğru-yanlış cetveli de vardır. Her insan, kendi cetvelinin daha doğru olduğunu kabul eder ve bu cetvelin bütün insanlara huzur vereceğini iddia eder. Evet, bu cetvel bir gün bütün insanlık tarafından kabul edilse ve herkes bu cetvele uysa, insanlık huzura kavuşmuş olacaktır, ona göre… Fakat az önce de belirttiğimiz gibi hiçbir cetvel tek başına dünyadaki insanların hepsi tarafından kabul edilecek değildir. Ayrıca dünyadaki bütün cetveller yok olsa (veya yok edilse) ve ortada sadece bizim cetvelimiz kalsa bile yine de bütün insanlık bu cetveli kabul edecek değildir. Herkes bu cetveli kabul etse dahi bu kez herkes bu cetvele uyacak değildir. Hatta herkes bu cetvele uyduğunu söylese bile cetveldeki metinlere aynı anlamları yüklemeyecek, aynı yorumları yapmayacak, bu kez de cetvelin uygulama farklılıkları ortaya çıkacaktır. İnsan olmamızın gereği olarak hepimizin birbirimize benzemesi gibi yine aynı sebepten hepimizin farkları ve farklılıkları da olacaktır. Oluyor da! İnsanlık tarihi de bunu gösteriyor bize…

Konuya bir başka açıdan yaklaşarak devam edelim: Dünyamızdaki problemler, gerçekten; ihtiyaca cevap verebilecek ve tüm dünyada geçerli olacak eksiksiz bir doğru-yanlış cetvelinin yokluğundan, yapılamayışından ya da edinilemeyişinden ya da herkesin aynı cetvelde birleşmeyişinden mi kaynaklanmaktadır? Yoksa esas sorun; insanların, bir doğru-yanlış cetveline bağlı yaşamak isteyip istemedikleri gibi basit ve kişisel bir tercih sorunu mudur? Yani, bir değerler bütününe bağlı yaşamak ve bütün yaptıklarımızın o kurallar içerisinde kalmasına ve tutarlı olmasına gayret sarf etmek istiyor muyuz, yoksa istemiyor muyuz? Kabul ettiğimizi, inandığımızı ve uyacağımızı söylediğimiz cetvele/cetvellere gerçekten uyuyor muyuz? Uymak istiyor muyuz? Herkes kendi cetveline uygun davransa dünyadaki problemler azalır mı, yoksa çoğalır mı?

Hepimiz insanız! Hepimiz doğal olarak ve insani duygular açısından aynı yapıdayız ve aynı hataları yapıyoruz bence. Sorun farklılıklarımızdan değil, aslında hepimizin, benzer bir şekilde, kuralsız yaşamaya çalışmamızdan kaynaklanıyor gibi. Hepimiz, hayatımızı belli kurallar içerisinde tanzim etmenin özgürlüklerimizi(!) engelleyebileceğinden korkuyor ya da o kurallar içerisine girdiğimizde eskiden alışmış olduğumuz ve hoşumuza giden bazı şeyleri artık terk etmek zorunda kalacağımızdan endişe ediyoruz. Aynı şekilde, eskiden önemsemediğimiz ve yapmadığımız bazı şeyleri yapmak zorunda kalacağımızdan rahatsız oluyoruz. Bu bize biraz zor geliyor, bence…

Şu görüşe, bu felsefeye veya o anlayışa sahip olalım, fark etmez; eğer insan kendisini, istek ve arzularını, düşünce ve eylemlerini herhangi bir değerler bütününe uygun hale getirmek isterse, gerçekten, çok daraldığını, hareket alanının kısıtlandığını, önündeki imkân ve kabiliyetlerin çok azalmış olduğunu hissedecektir. Bu durum bütün doğru-yanlış cetvelleri için de geçerlidir. Çünkü bütün doğru-yanlış cetvelleri beraberlerinde bir “yapılacaklar ve yapılmayacaklar listesi” getirirler. Buna da uymak zordur. Kurallar hepimizi sıkar.

Bana göre esas sorun buradadır. Bütün kötülüklerin önüne geçilmesi de aslında bu sorunun aşılmasına bağlıdır. Bu sorun sadece kurallara uymayan veya herhangi bir kurala uymayacağını ilan edenler için değil, bir kural veya değerler manzumesine şiddetle bağlılığını ifade eden insanlar için de geçerlidir. Bir insanın, bir kurallar bütününe uyacağını ilan etmesi elbette çok önemlidir ve hiçbir kurala uymayana göre çok daha ileri bir durumdur. Ancak bunda samimi olması, gerçekten uymaya çalışması da önemlidir. Kuralları doğru anlamak, doğru yorumlamak, kendine göre ve kendi menfaatlerine göre esnetmemek de önemlidir. Bu yönde ölçüyü kaçıran insanların herhangi bir kuralı kabul etmeyenlerden daha tehlikeli olmaları da mümkündür. Dünyadaki esas büyük sorunlar, kurallardan değil, yani kural kitaplarının doğruluğu veya yanlışlığından değil bu kurallara uyma konusundaki isteksizliğimizden kaynaklanıyor, bence… Ya herhangi bir kural kitabını kabul etmiyoruz ya da kabul ettiğimizi söylüyor fakat uymuyoruz. Bence dünyamızdaki problemler daha çok buradan kaynaklanıyor.

Bana göre soruların çözümü için insanların belli kurallar doğrultusunda yaşamaları ve tutarlı bir hayat sürmeleri gerekiyor. Bir kurala bağlı olmak, bir nizam veya sistem içinde hareket etmek ve onda da samimi ve tutarlı olmak, insan hayatının düzenli olmasını sağlayacağı gibi toplumun da huzurlu olmasını mümkün kılacaktır.

Burada uyulacak kural kitabının yahut doğru-yanlış cetvelinin eksik, yetersiz yahut mükemmel olmasının gerekliliğini tartışmaya açmaya pek de gerek yok bence… Evet, insan bir kurala uyacaksa elbette en doğru ve en eksiksiz olanına uymalıdır. Akıl da bunu gerektirir. Ancak yukarıda da arz ettiğim gibi herkes kendi kural kitabının doğru olduğunu iddia edecek ve insan olmamızın doğal bir sonucu olarak tek bir kural kitabına uyanların bile farklılıkları olacaktır. Bu yüzden bir insanın, yanlış veya eksik de olsa bir kurala uyarak yaşaması, hiçbir kurala bağlı olmaksızın yaşamasından daha iyidir bence. Yeter ki bunda samimi ve tutarlı olsun! Kurallara uyduğunu iddia veya zan ederek aslında tutarsız ve kuralsız bir hayat yaşamasın! Çünkü bugün eksik ve yetersiz olan bir kurallar bütününe samimi bir şekilde bağlanarak yaşayan insan, yarın mutlaka daha doğru olanını bulacak, bir gün de en doğru olanına ulaşacaktır. Bu da insani bir özelliktir. İnsan her zaman, her şeyin daha iyisini, daha güzelini ve daha doğrusunu aramaya çalışır. Arayan da sonunda aradığını bulur, mutlaka!

Hepimiz insanız! Yeter ki insan olduğumuzu unutmayalım! Kurallar bizi sıkar fakat uymak zorundayız bence. Aksi halde hepimiz mutsuz oluyoruz. Daha mutlu ve yaşanabilir bir dünya için hepimiz, öncelikle, kabul ettiğimizi iddia ettiğimiz kendi kural kitabımıza dosdoğru uyarak işe başlayabiliriz! Sanırım bu, birçok sorunu çözecektir.

Bu yazı 2015 yılında yayımlanmıştır:

Ayhan Aykut, “Kurallar Bizi Sıkıyor mu?” [Deneme], Dil ve Edebiyat Dergisi, İstanbul: Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği, Mayıs 2015, S.77, s.78-81.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>