BEKLEYİŞ (Şiir)

Kas 29, 2014 by

                      BEKLEYİŞ Bir damla hüzün, bir damla acı, ve bir damla keder birikecek gözlerinde;                 tane tane, donuk donuk… Ve sen, kapatacaksın gözlerini uzun kirpiklerinle.   Bir damla hüzün, bir damla acı, ve bir damla keder süzülecek gözlerinden;                  iplik iplik, çubuk çubuk… Ve sen, sileceksin gözlerini yumuşak ellerinle.   Bir damla hüzün, bir damla acı, ve bir damla keder dökülecek gözlerinden;                   kaçar gibi, çabuk çabuk… Ve sen, açacaksın gözlerini sıcacık gülüşünle. Hepsi geçti, tamam mı?   Ayhan...

Oku

ÇÖLE KAÇIŞ (Şiir)

Kas 29, 2014 by

                  ÇÖLE KAÇIŞ Çöl; cehennem sıcağı, kızgın kum ocağı, kafatası ve kemik yatağıdır. Yanmış kara taş, kesik baş ve savaş batağıdır; çöl. Çöl! Ne keskin bir çığlıktır gece fırtınadaki sesin! Çatlak dudaklarınla üflediğin nefesin, ıssız yürekleri ürperten bir ıslıktır. Kumdan tepeciklerin ölülere yastıktır. Sonsuzluk, ufkunda yatan incecik bir kıl; uçuşan akbabalar, yitik akıl gibidir. Kızgın kum taneleri, serpilip üzerine, Leyla’nın ümidini yiyen tırtıl gibidir. Çöl! Soğumuş yürekleri ısıtmayan güneşin, aşkla yanan Mecnun’un derdine çare midir? Gönül yakmaz ateşin bilmem biçare midir? Çöl! Sarı kum denizi mi, susuz tuz gölü müsün? Hayat bahçesinin sen solmuş bir gülü müsün? Diri mi, ölü müsün? Nimet sürgünü müsün? Kararmış gümüş rengi çıplak kayalarla sen, bilmem hüzünlü müsün? Ayhan...

Oku

İZLEYİŞ (Şiir)

Haz 12, 2014 by

                  İZLEYİŞ Her giden bir iz bırakır ardında… Hep yanı başımızda gibidirler; uzanır fakat tutamayız bir türlü… Kimi askere, kimisi gurbete gider; bazıları da çok uzaklara… Ama herkes mutlaka gider sonunda geri dönülmez yollara… Hiç kavuşamayacağımızı sanırız! Oysa her giden bir iz bırakır ardında… İzleri takip et! Sabırla… Sonunda herkes sevdiğiyle beraber olacak! Bırakıp gidenlerin izlerini sürecek; özlemler yedeğimizde, yürüyeceğiz… Umut azığımız olacak. Fakiriz biz… Âciz! Ayhan...

Oku

İnsan kaynakları bağlamında kütüphanecilik eğitimi ve isimlendirme sorunları...

Haz 12, 2014 by

YÖK Başkanlığı’nın “2023’e Doğru  Türkiye’de Üniversite Kütüphaneleri: Mevcut Durum, Sorunlar, Çözüm Yolları, Standartlar Toplantısı”nın Taslak Raporu’nun “2.2. İnsan Kaynakları” bölümüne yazdığım yorum: Üniversite kütüphaneleri açısından “İnsan Kaynakları” konusu, doğal ve zorunlu olarak bu kütüphanelerde çalışacak personelin eğitimi meselesini de gündeme getirmektedir.  Çünkü üniversite kütüphanelerinin insan kaynakları ile ilgili sorunlarının önemli bir kısmı  da kütüphanecilik eğitimindeki bazı problemlerden kaynaklanmaktadır. Kütüphanecilik eğitimindeki temel problemler ise, kanaatimizce, bu alanın tanımlanması ve isimlendirilmesiyle ilgili kavram karmaşasıyla doğrudan ilişkilidir. Malum olduğu üzere tarih boyunca “bilgi taşıyıcı” nesnelerin en bilineni ve bugün dahi hem sayıca en fazla,  hem de fonksiyon açısından en yaygın olanı “kitap”tır.  Gerek tarih boyunca üretilmiş “kitap” türü yazılı veya basılı bilgi taşıyıcıların çokluğu, gerekse bugün dahi neşriyatın ağırlığının hala “kitap” türünde bulunması göz önüne getirilirse “kütüphane” veya “kütüphanecilik” gibi gelenekselleşmiş isimlendirmelerin hala önemli bir yere sahip olduğu sonucuna...

Oku

“BAL” gibi paralel

Şub 4, 2014 by

AK Parti’den istifa eden Bağımsız Milletvekili İdris Bal, geçtiğimiz gün TBMM’de bir basın toplantısı düzenlemiş ve “Siyaset din, iman, mezhep değildir ki. Senin partinden ayrılan kâfir olmuyor, cehenneme gitmiyor” demiş. Yaptığı yanlışı vicdanına kabul ettirmek için hâlâ çabalıyor sanırım. Kanaatimce; “Ben yanlış yapmadım, sonuçta bir partiden istifa ettim, dinden de dönmedim ya! Hem siyaset; din, iman ve mezhep değildir ki! Partiden ayrılınca kâfir de olmuyorum sonunda.” gibi içsel bir hesaplaşma yaşıyor, İdris Bal. İnsan nefsi böyle işte… Yaptığı şeyin doğru olduğunu hem vicdanına hem de diğer insanlara kabul ettirmek için akla gelmedik numaralar yapar. Sanki siyasetin bir din, iman veya mezhep olduğunu iddia eden olmuştu da… Yahut AK Parti’den ayrılanların dinden çıktığını söyleyenler varmış gibi… İçiniz rahat etsin Sayın Bal! Parti’den ayrıldım diye vicdani bir hesaplaşmaya girmenize hiç gerek yok! Sonuçta dinden, imandan çıkmıyorsunuz! Fakat araya bir de mezhep...

Oku

İslâm Ansiklopedisi’ni dört gözle beklemek...

Oca 27, 2014 by

Özlemle, hevesle ve sabırsızlıkla beklemektir; dört gözle beklemek. Kimileri askerdeki nişanlısının gelmesini bekler, dört gözle; kimileri gurbetteki evladından bir haber… Bazılarının kulağı kiriştedir; önden bir ses, bir işaret bekler. Bazılarının ise eli koynunda, başı önündedir çoğu kez. Kimisinin çok kısa sürer bu bekleyişi; işe geç kalmamak için beklediği otobüsün durağa yanaşması gibi, örneğin… Kimisinin ise bir türlü gelmez beklediği; iple çeker günleri, ayları ve yılları da bir türlü kavuşamaz beklediğine… Bazılarının da ömrü vefa etmez… Ecel gelir de ansızın -hiç beklemediği bir anda- fakat beklediği gelmez bir türlü. Her bekleyiş biraz hüzündür aslında, biraz da endişe… Neşeli bekleyişlerde bile bir miktar hüzün ve endişe vardır çoğu kez. “Ya gelmezse!” deriz bazen içimiz ürpererek; “Ya ömrümüz yetmezse beklerken!”. Zordur dört gözle beklemek…  Dertlileri ağlatır, şairleri söyletir çoğu zaman… Necip Fazıl gibi “Gelme artık neye yarar!” diyenler...

Oku