Yanarım arkasızlığımıza!…

Ağu 24, 2013 by

Yanarım arkasızlığımıza!…

Rahmetli babam söylerdi;  “Öksüzün karnına vurmuşlar, ‘Vay arkam!’ demiş”, diye…

Sonra da anlatırdı: Öksüzün birini birkaç zalim ortaya almış, dövmeye başlamışlar. Garibin karnına da vursalar “Vay arkam!” diye inliyor, kafasına da vursalar “Vay arkam!” diye ağlıyormuş. Dövenler dövmekten vazgeçmemiş, öksüz de “Vay arkam!” demekten…

Sonunda dövmeye ara verip sormuşlar, garibe: “Yahu! Nerene vursak ‘Vay arkam!’ diyorsun, biz senin sadece sırtına veya arkana vurmuyoruz ki. Neden hep böyle söylüyorsun?”

Öksüz tâkatsiz, cılız bir sesle inlemiş: “Benim de arkam olsaydı, siz beni böyle dövebilir miydiniz, şimdi? Ben yediğim sopaya değil arkamın yokluğuna yanarım.”

Hikâye işte böyle… Her halde anlaşıldı değil mi?

Zilletimizin, acziyetimizin, yediğimiz sopaların, çektiğimiz eziyetlerin ve maruz kaldığımız katliamların asıl sebebi arkasızlığımızdır. İnsanın haksızlığa uğramaması, zulme ve katliama maruz kalmaması için bir arkası olmalı, yani onun sırtını dayayacağı ve onu koruyan bir kimsesi olmalıdır, değil mi?

Ama öksüzün nereden arkası olacak ki?

Üstad ne güzel söylemiş :

“Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! …”

Başlarken, “Rahmetli babam söylerdi” demiştim ya! Babam ilkokul mezunuydu. O da atalarımızın sözlerinden aktarıyordu, besbelli… Ama arkasızlığın ne demek olduğunu iyi biliyordu, anlaşılan… Gerçi bunu bilmeyen de yoktur, sanırım. Yani bu tespit yeni akla gelmiş, yeni öğrendiğimiz bir gerçek değil… Hemen herkes biliyordur bu gerçeği…

Öksüzlüğümüzü, garipliğimizi ve içinde bulunduğumuz bu perişan durumumuzu da yeni fark ediyor değiliz, aslında… Çünkü çok uzun bir zamandan beri sopa yemeye devam ediyoruz ve her zulümden sonra yanıyoruz, arkasızlığımıza…

Birlik ve beraberliğin önemini, faydasını ve gerekliliğini bilmeyen kimse de yoktur, herhalde!

Bütün bunlara rağmen neden hâlâ birlik ve beraberlik oluşturamıyoruz? Neden hâlâ kardeşler arasında birlik yok? Neden sırtımızı dayayacağımız güçlü birliklerimiz yok?

Hepimiz kafamızı ellerimizin arasına alıp iyi düşünmemiz gerekmiyor mu? Bunun oluşturulamayışında, tek suçlunun haricî fitne ve fesat odakları olmadığını, bizim de ciddî kabahatlerimizin bulunduğunu anlamamız gerekmiyor mu, artık?

Fertler düşünmeli; “Kardeşimle neden birlik ve beraberlik içinde olamıyoruz” diye…

Aileler, sülaleler, aşiretler ve milletler düşünmeli; “Kendi aramızda hâlâ neyin kavgasını veriyoruz?” diye…

Cemaatler düşünmeli, cemiyetler düşünmeli, tarikatlar düşünmeli; “Bu zilletten çıkmamız için ne yapmamız gerekli?” diye…

Sonra hepsi birlikte yeniden düşünmeliler; “Diğer fertlerle, ailelerle, sülalelerle, aşiretlerle, milletlerle, cemaatlerle, cemiyetlerle ve tarikatlarla birlikte daha büyük birlikler ve birliktelikleri nasıl oluşturabiliriz?” diye…

Herkes başını ellerinin arasına alıp düşünmeli, yani!

Hepimizin, dövülen öksüz gibi canı yanmıyor mu? Her sopa yediğimizde “Vay arkam!” diye inlemiyor muyuz?

Kendi sırtımızı dayayacağımız birliği kimler kuracak?

Bu yazı 24 Ağustos 2013 Cumartesi 11:09’de Platinhaber.com’da yayımlandı:

http://www.platinhaber.com/yanarim-arkasizligimiza…-7139yy.htm